https://www.dinarumuthaber.net/wp-content/uploads/2021/03/74f99d44-ac43-44fe-93c9-f36f057a4150.jpg

Hak ile Batılın Ölçüsü

Musa Bilgiz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 25 Haziran 2021
  • 165 kez görüntülendi.
  1. Hak ile Batılın Ölçüsü

Kur’an’ın önemli isim ve sıfatlarından biri de Furkan’dır. Furkân terimi, Kur’an’da, çoğunlukla vahyedilmiş metinlerden her hangi birini ve özellikle de Kur’an’ı tanımlamak için kullanılmaktadır.[1] Furkan, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden, hayrı şerden, iyiyi kötüden, helali haramdan en hikmetli ve en muazzam şekilde sağlam delillerle ayıran, sonuca bağlayan kitap, ölçü demektir. Sabah, nasıl gecenin karanlığını yırtarak ortalığı aydınlatmakta ise aynı şekilde Kur’an da batıl ve zulüm karanlıklarını yok ederek hakikati bütün yönleriyle ortaya koyan ilahi bir hayat ölçüsüdür.

Kur’an, sadece hak ile batılın ne olduğunu belirleyen bir ölçü, bir delil değil; o aynı zamanda bir hüküm kaynağıdır. Kendisiyle insanlara hükmedilsin diye gönderilmiştir. “Sen onlara de ki: Hakikati apaçık ortaya koyan bu ilahî kelâmı size indiren O iken, [neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki] hüküm için O’ndan başkasını mı arayacağım?”.[2] Kur’an, belli bir topluluk ve belli bir zaman için değil, dün de bugün de her insan için gerekli kaideleri, prensipleri ve uygulanması gereken hükümleri ihtiva eder: “İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma”.[3] Bu ayette, insanlar arasında meydana gelen anlaşmazlıklar karşısında Hz. Peygamber’in ve ümmetinin takınması gereken tavır, oynaması gereken rol ve uygulaması gereken muamele şekli açıklanmaktadır.

Bu ayet, Müslümanlara, kıyamete kadar uyacakları kaideleri açıklamaktadır. Yani insanlar arasında itikadî veya amelî her çeşit anlaşmazlıkların halledilmesinde Allah’ın kitabını, hüküm kaynağı edinip, hak ve hakikatle, hakkıyla hükmetmek ve ayırım yapmadan herkese kazandığı hakkını vermek zorunludur. Rabbimiz, bütün Müslümanlara kavmiyet ve kabile tutkusunun adaleti engellememesi gerektiği öğretiyor. Bir kimsenin, haksız olduğu halde kendi grubundan bir kişiyi savunup, haklı olduğu halde karşı gruptan bir kimseyi suçlaması apaçık bir ihanettir. Zaten bu kitabın asıl iniş hikmeti, insanlar arasında hükmetmek ve hâkim olmak için, hakkı gösteren bir esas olmasıdır. Çünkü vahiy, hakka uygun, zorunlu bir ilimdir. Kur’an’ın rehberliğini kabul edenler, ona bu gözle bakar ve kabul ederler.

Allah, Kur’an’ı hüküm kaynağı olarak kabul etmeyenleri, “Yoksa onlar Cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Oysa kesin olarak bilen ve iman edenler için, Allah’tan daha güzel, daha doğru kim hüküm verebilir?”.[4] Cahiliye kelimesi, İslâm’ı bir din, değer yargısı ve hüküm kaynağı olarak kabul etmeyen İslam dışı bütün din, inanç ve felsefi sistemleri kapsar. İslâm’ın yolu, bütünüyle her gerçekliğin bilgisine sahip olan Allah’ın gönderdiği şüphesiz ilme dayanırken, İslâm’ın yolundan ayrılan ve ona karşı olan her yol cahiliyenin yoludur. Cahiliye, yaşama kurallarını sadece zan, beşeri arzular, karşılıklı çıkar ve taraf tutmaya dayanarak icat eden yani İslâm dışı yolların tümüdür. Bu yüzden ne zaman bu yollardan biri benimsense, bu zaman “cahiliye” zamanı olacaktır. Dolayısıyla, İlâhî bilgiyi değersiz gören, onun geçerliliğini kabul etmeyen tüm düşünce sistemleri, İslâm öncesi sistemler gibi cahilî düşünce olmaktan kurtulamaz.

Bu ayette geçen cahiliye kavramından, yalnızca Hz. Muhammed’den önceki tarihsel zaman değil, genelde, bütün kişisel ve toplumsal olguların yalnızca “yararlılık, taraf tutma, adalet, merhamet ve ahlaki değerlerden yoksunluk” açısından ele alındığı her türlü zaman, mekân ve durum kastedilmektedir.[5] Böyleleri her koşulda her durumda geçerliliğini koruyan ve her koşul ve durumda uygulanmak zorunda olan Allah’ın şeriatını reddederek O’nun ilahlığını inkâr etmiş olmalarına karşın, hâlâ nasıl “Müslümanlık” iddiasında bulunabilirler? Ayet, şu anlamı açıkça ifade etmektedir: Onlar, Allah’ın hükmünü hiç bir baskı olmaksızın, inkâr ederek ve keyfi olarak uygulamayarak İslâm dışı cahiliye döneminin hak hukuk tanımayan kanun ve hükümlerini mi hayata egemen kılmak istiyorlar? Hiç kimse, hiçbir sistem, insanlık vicdanını tatmin etme noktasında Allah’ın hükümlerinden daha gerçekçi ve güzel bir hüküm koyamaz.

[1] Bakara, 2/52; Enbiya, 21/48; Furkan, 25/1

[2] En’am, 6/114

[3] Nisa, 4/105

[4] Maide, 5/50

[5] Muhammed Esed,  Kur’an Mesajı (Meal-Tefsir), çev., Cahit Koytak-Ahmet Ertürk, İşaret Yay., İst., 1996, 1/201

YAZARIN SON YAZILARI
Gönüllerin Şifası - 15 Haziran 2021
Gerçeği Hatırlatan - 14 Haziran 2021
Çok Önemli Haber - 20 Nisan 2021
ŞEREFLİ KİTAP - 2 Nisan 2021
Akif ve Milli Birlik 8 - 29 Mart 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Dinar Hava Durumu

DINAR

Köşe Yazarları
Günlük Burçlar
Üyelik İşlemleri
Üye Girişi
Şifre Hatırlatma
Yeni Üyelik

Lütfen email adresinizi veya kullanıcı adınızı yazınız.

Lütfen aşağıdaki formu eksiksiz doldurunuz.

Captcha