https://www.dinarumuthaber.net/wp-content/uploads/2021/03/74f99d44-ac43-44fe-93c9-f36f057a4150.jpg

İYİ ŞEYLERİN PROPAGANDAYA İHTİYACI YOKTUR

İYİ ŞEYLERİN PROPAGANDAYA İHTİYACI YOKTUR
Tam 4 yıl önceydi. TOBB Üniversitesinin spor salonunda yürüyüş bandında yürüyüş yapıyordum. Yürüyüş bandı cama bakıyordu. Camdan bütün ihtişamıyla külliyede bulunan Millet Kütüphanesi görünüyordu. İçimden “Ne güzel kütüphane be!” diyordum ki çekicinin arabamı çektiğini gördüm. Hızla spor salonundan dışarı fırladım. Trafik polisinin yanına vardım. ”Memur bey araba benim, çekiciden indirebilir misiniz?” dedim. “Tabii ki” dedi polis memuru. Arabayı çekiciden indirdiler. Yarım saat kadar bekledim. Hava biraz soğuktu. Terli olduğum için de üşüttüm. O günden itibaren bir öksürük başladı.
Olayın üzerinden bir hafta geçtiyse de öksürük kesilmedi. Bir cumartesi günü özel bir hastanenin göğüs doktoruna gittim. Muayene oldum, röntgen çekildi. “Zatürre olmuşsun, ayrıca akciğerinde bazı sorunlar var gibi görünüyor. Şu ilacı bir hafta kullan haftaya gel.” dedi. Bir hafta ilacı kullandım, öksürük yine de geçmedi. Aynı doktora tekrar gittim. Yine röntgen çekildi. Doktor bu sefer “Hemen bir tomografi çekelim!” dedi. İstediği tomografi de çekildi. Sonuçları inceleyen Doktor Emin Bey, “Hocam akciğerinde bir kitle var. Seni hemen Sanatoryuma sevk ediyorum” dedi.
Böylece pazartesi günü kendimi Sanatoryum Hastanesinde buldum. Kan tetkikleri, PET (kanser taraması) uygulaması ve EBUS (tümörden parça alma) işlemleri sonrası doktorum, ”Allah’ın sevgili kuluymuşsun, birinci evre kansersin.” dedi. Akciğer kanseri, genellikle tümör yayıldıktan sonra yani tümör son evredeyken hastalık emaresi gösterirmiş. Ancak benimkinin daha erken tespit edildiğini ve bu nedenle de şanslı olduğumu söyledi doktorlar. Hastalık, 20 yıl önce bıraktığım sigaradan mütevellit olsa da aslında temel sebep üzüntüymüş.
Yapılan onca işlem sonrasında doktorlar hemen ameliyat olmam gerektiğini söylediler. Ben de alanlarında çok iyi olan ve özel muayenehane sahibi iki farklı cerraha gittim. Onlar da kendilerinin beni hemen ameliyat edebileceklerini söylediler. Tabii ki yüklü bir para karşılığında… Biliyorsunuz ki böyle bir hastalıkta düşüneceğiniz en son şey paradır. Ancak ben, özel bir hastanede ameliyat olmak istemiyordum.
Sanatoryum Hastanesinin Başhekimi Aydın Bey, bana kendi cerrahlarının çok iyi olduğunu söylemişti. Beni Sanatoryum Hastanesine sevk eden Emin Bey de “Şeref Hocam, kesinlikle özel bir hastanede ameliyat olma. Şu an ben özel hastanede doktorum ama konseyi olan bir hastanede ameliyat olmanı tavsiye ediyorum ki Sanatoryum Hastanesi de bunlardan biri.” deyince fikrim daha da netleşti.
Özel hastanelere bazı nedenlerden dolayı zaten pek güvenmiyorduk. Bu sebeple doktoruma kulak verip Sanatoryum Hastanesindeki Cerrah Göktürk Fındık’a gittim ve ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyatımı oldum. Ameliyattan sonra doktoruma “Doktor Bey, ödemem gereken bir bıçak parası var mı?” diye sordum. Bana “Benim bıçak paramı devletim bana ödüyor, bu soruyu hiç duymamış varsayıyorum.” dedi. İşte bizim böyle doktorlarımız da var. Göktürk Hoca da onlardan sadece biri. Bu hastalık süresince gördüm ki hemşireler de işlerini layıkıyla yerine getiriyorlar. Onlara karşı olan saygım iyice arttı.
Daha sonra aynı hastanede kemoterapi de aldım. Şu an akciğerimin dörtte biri yok ama binlerce şükür olsun artık iyiyim. Kontrollere hâlâ devam ediyorum. Hatırlatayım tüm tedavi süresince beş kuruş para ödemedim. Devletime, devleti yönetenlere, bu imkânları bize sunanlara da ne kadar teşekkür etsem azdır. Gerçi iyi şeylerin reklama propagandaya ihtiyacı yoktur. Ama yine de kadir kıymet bilmeyenlere bunları hatırlatmak gerekiyor.
Kısaca diyebiliriz ki insan hayatında kemalden zevale, zevalden de kemale geçişler olur. Bu geçişler sırasında insan birçok şey öğrenir. Kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak söyleyebilirim ki öğrendiklerim, atalarımızın öğrendiklerinden farksız değildi. Öğrendiklerimi maddeler hâlinde kısaca şöyle sıralayabilirim:
1. Bir şey oluyorsa bu, olacaklar içinde en hayırlısıdır.
2. Bize şer gibi görünen şey, aslında hayra vesile olur.
3. Allah bazı anlarda bize kendi hayatımızı gözden geçirme fırsatı sunar.
4. Arkadaş, akraba ve dost sandıkların aslında sandığın gibi çıkmayabilir. Gerçek arkadaş, akraba ve dostluğun kıymetini zor zamanında anlarsın.
5. Aile olmak sahip olabileceğimiz en kıymetli servettir.
6. Sağlığın kıymeti hastalıkta belli olur.
7. Bu sağlık imkanlarını sunanlara vesile olanlara nankörlük yapmadan teşekkür etmek bir borçtur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ