https://www.dinarumuthaber.net/wp-content/uploads/2021/03/74f99d44-ac43-44fe-93c9-f36f057a4150.jpg

  KOD ADI: BÜYÜK YALAN

ŞEREF AKTAŞ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 20 makalesi bulunuyor.

KOD ADI: BÜYÜK YALAN

Kazım Karabekir Paşa, Sultan Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili 40 yil sonra hatıralarında şöyle anlatır: “Harekât Ordusu, İstanbul’daki kargaşayı gerekçe göstererek Selanik’ten İstanbul’a geldi. Sultan Abdülhamit tahtan indirilmişti. Hareket ordusu Zabitanı olarak maktullerini morgta ziyarete gittik. Baktık ki çoğu sünnetsiz. Meğer biz gayri müslümleri Selanik’ten toplayıp getirmişiz Sultan Abdülhamit’i tahttan indirmek için” Sultan Abdülhamit Han’ın tahtan indirilmesinden çok değil, sadece 10 yıl sonra Osmanlı Devleti toprakları işgal edildi. Bu tarihi hatırlatmayı yaptıktan sonra günümüze gelelim.

16 Nisan 2017’de gerçekleşen halk oylaması ile ülkemizde başkanlık sistemi kabul edildi. Başkanlık sistemi sayesinde kurumların bürokratik yapıları değiştirildi. Kudret, doğrudan milletin seçtiklerine devredildi. Bürokratik vesayet tamamen bitmese de bir hayli azaltıldı. Kökten batıcı güçlerin hassas noktalara yerleştirdikleri elemanları, başkanlık sistemiyle birlikte saf dışı kaldı. Kritik noktalardaki adamları açığa düştü. Bu güçlerin elleri kolları bağlandı. Devlete ve hükümete operasyon çekemez hâle geldiler. Çok şükür ki eskiden kolayca yaptıkları ülkeyi karıştırma hainliğini yapamaz hâle geldiler. Tabii bu durum karşısında büyük bir şaşkınlık ve şok geçirdiler. İşte bu yüzden sürekli olarak “Tekrar eski sisteme dönelim!” diye bas bas bağırıyorlar. Bağırsalar da eskiye dönemeyeceklerinin farkında olanlar ve onların yardakçıları, çoktan yeni yollar aramaya başladılar. Amaçlarına ulaşabilmek için üç stratejik yol belirlediler:

Birinci stratejileri: Ülkeyi karıştırmak için mafya ve kara para aklayıcılarını piyasaya sürdüler. Böylece, ülkemizin önemli yöneticilerine operasyonel kırıntı bilgilerle ayar verme stratejisini uygulamaya koydular. Bunu yapmaktaki amaçlarından biri, önemli yöneticilerimizle ilgili şüphe uyandırmaktı. Esas hedefleri ise Cumhurbaşkanımızla ilgili şüphe uyandırmaktı. Eski sistemle yönetiliyor olsaydık bu kökten batıcı güçler, bürokrasi içindeki adamlarını kullanarak ya faili meçhul cinayetler işletirlerdi ya da uyduruk gerekçelerle hedeflerindeki yöneticilere kumpas davaları açıp kaos ortamı oluştururlardı. Sonra da ülke içindeki karışıklıkları keyiflenerek izlerlerdi. Başkanlık sistemi sayesinde onları bu emellerine ulaştıracak sistemleri çöktü.

Aynı güçler, birinci stratejilerinin ardından ikincisi stratejilerini devreye soktular. Bu ikinci stratejiyi “büyük yalan stratejisi” şeklinde ifade edebiliriz. Amaçları, muhalefeti bu yalan stratejisi etrafında organize etmek ve böylece büyük yalanlarının propagandasını yapmaktı. Tüm bunları hiç gizlemeden açık açık nasıl büyük yalan söylenmeli diye ortalıkta anlatmaya başladılar.

Bunların en bariz olanları, televizyon görüntüleri öyle olmadığını göstermesine rağmen “Tayyip Erdoğan, ABD başkanın elini öpüyor!” yalanı ile “128 milyar dolar merkez bankasından kayboldu. Bu paraları kime peşkeş çektiniz?” büyük yalanı idi. Yardakçı küçük parti başkanları da bu yalan kampanyalarına destek verdiler. Bunlardan biri, bir televizyon kanalında yardakçılık yaparken Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a nasıl oyun oynadığını ve yalan söylediğini ballandıra ballandıra anlattı. Tabii ki onu rabbim konuşturdu, böylece bize mütevazılık kisvesi altında nasıl bir yalancının gizlendiğini gösterdi. Tüm bu olanları film izler gibi izledik.

Kökten Batıcı güçlerin üçüncü stratejileri ise iki strateji ile milletin kafası iyice bulandırdıktan sonra birbirine benzemez partileri bir araya getirmek. Onlara göre millet “yeter artık terörü destekleyen parti ile bile olsa birleşin” deme kıvamına gelince seçime rahat rahat girmek ve mevcut iktidarı iktidardan seçim galibiyeti ile indirebilmek. Bu sefer de seçimi kazanmayı beceremezlerse kendileri için büyük bir felaket olacağını biliyorlar sanırım.

Başkanlık sistemiyle operasyonel güçlerini kaybeden kökten batıcı güçler eğer bu seçimde de başarısız olurlarsa Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın elini öpmek için sıraya girecekler.Ama işleri zor görünüyor. Milletimiz gerçekle yalanı ayırt edebilecek basirettedir. Çünkü bu ülkede Ak Parti ile birlikte kazandığı hakları ve avantajları bizzat yaşamaktadır.

Şöyle örnek vereyim. Ben deniz 2018 yılı aralık ayında Akciğer kanseri olduğumu öğrendim. Ankara sanatoryum hastanesinde ameliyat oldum. Ameliyat sonrası 4 ay kemoterapi gördüm. Bu arada Hacettepe hastanesinde bir onkolok hocaya da kontroller için gidiyorum. Bana dedi ki” sayın hocam dedi senin ameliyatının ABD de parasal değeri 100 000 dolar dedi.50 000 dolarda kemoterapini sayarsak senin ameliyatının parasal değeri 150 000 dolar, Allah bilir doktorun da beş kuruş almamıştır” dedi. Gerçekten doktoruma bıçak parası vermemiz gerekir mi hocam diye sormuştum.” Hayır, devletim bana bıçak parası veriyor” demişti.  Onurlu insan her yerde onurludur.

Bu paranın TL değeri yaklaşık 1 300 000 (bir milyon üç yüz bin) TL dir. Bu parayı kazanabilmek için benim 20 yıl hiç harcama yapmadan çalışmam gerekiyor. Eğer evim olsaydı; Dinardan 4 tane ev satıp bu parayı temin etmem gerekecekti. . Rabbim devletimize zeval vermesin. Hepimiz buna benzer durumlarla karşılaşmışızdır. Bizim için bu imkanları sağlayanları, canla başla çalışanları üç beş yalanla bertaraf etmeye kalkarsak ülkemize hizmet edecek adam bulamayız. Maazallah Hırsızın arsızın sünnetsizin   elinde kalırız. Büyük yalanlara mı kanalım yoksa bu imkanları sağlayanlara vefa mı gösterelim. Ne yaparlarsa yapsınlar kendi karanlık dehlizlerine milletimizi  sürükleyemeyecekler.

Evet ekonomik zorluklardan geçiyoruz. Dünya ekonomik sıkıntı içinde. Bu salgında hepimiz ekonomik olarak yıprandık. Ama bu sıkıntılar bizi nankörlük ve ihanete– sürüklememeli. Zaten Sultan Abdülhamit Hana ihanet edenler bile ihanetlerini hiç unutmamışlardı. Bu dünyadan tövbe ederek helallik isteyerek göçüp gittiler. Biz unutup tekrar aynı hataları işlemeyeceğimizi 15 temmuzda gösterdik.

YAZARIN SON YAZILARI
PROJE OKULLARI - 6 Nisan 2021
- 17 Mart 2021
SİYON TAKTİĞİ - 8 Mart 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ